| Felsefe | Ahmet DAG |
|
Kant'ın Fikir Biyografisi ve Eserleri |
|
| METAFİZİK BİLGİNİN İLK PRENSİPLERİNİN AYDINLATILMASI Felsefe, tarif ve aksiyomdan hareket eden Matematik gibi kesin ve açık ispatlara dayanmalıdır. Varlığın mantık kanunları tarafından determine edildiğini düşünen Crusius’a tepki olarak dıştan değil içten tayin edilmeye hürriyet eder. Hürriyet ve determinasyon üçüncü antinomidir. Ona göre bütün içinde kötünün de gerekli ve manalı yeri vardır. Eksiklik ve kötülük olarak görülen bütün zenginliğin parçasıdır. Bütün eksiklikleri aşan bir ahenk vardır. Reel olan her şeyin kozmosun mükemmelliğinde bir payı vardır. Tanrının istediği bir şey olarak iyidir. “Optimizm Hakkında Bazı Düşünceler ve Teodise Problemi Hakkında Yapılan Bütün Denemelerin Başarısızlığı” adlı bir yazı yazmıştır. Rasyonel optimizm dışına çıkmıştır. 1760-1770 Düşünce Dünyası Bu dönemdeki yazıları varlık konusunda skeptik olduğunu gösterir. “Bütün bilgilerin en önemlisi Tanrının bir olduğu bilgisidir.” Diyen filozof ontolojik delili konu almıştır. “Tanrının Varlığının Gösterilmesi İçin Mümkün Olan Biricik İspat Delili” eserinde önce bu delili savunuyor sonra S.A.E. eserinde reddetmiştir. Varlık-var olma rasyonel değil irrasyoneldir. Analitik yargılarla metafizik ve fizik alanın bilgisine ulaşılamaz. Sentetik yani tecrübe ve idrake dayanan yargılarla ulaşılabilinir. Bir şeyi bilmek bilgide bir eksikliktir hata ise hakikat olan bilginin karşısında bulunan zıt bir kuvvettir. Hayvanın ahlaki olmaması eksikliktir. İnsanın olmaması ise hatadır. Kötüyü sadece iyinin eksikliği saymak, ahlaka aykırı bir görüştür. Onun ahlak felsefesi imperatif/buyruksala dayanır. Kausalite alanındaki yargılar analitik yargılardır. Felsefe verilmiş sebeplerden hareket etmelidir. Nitekim Newton’da böyle yapmıştır. Metafizik ve ahlakta iç tecrübeden hareket edilmelidir. Nitekim Newton’da böyle yapmıştır. Metafizik ve ahlakta iç tecrübeden hareket edilmelidir. Kavramları düşüncenin aktivitesine dayandıran Kant empirist değildir. Ahlak buyrukları aprioridir. Güzellik ve Yücelik Duygusu: Hakkında Düşünceler (1764) eserinde Shafestebury, Hutcheson ve Hume tesirleri vardır. Güzelliğin idrak edilmemsini hislere dayandırır. Akıl ve anlayış kabiliyetlerine yer veren eğitim anlayışına karşı hisse yer veren Rousseau’dan etkilenmiştir. Saklanmış ve gizlenmiş insan tabiatını (Tanrıyı) bulan Rousseau tabiattaki kanunu bulan Newton gibidir. Vicdan coşkun heyecanla yüceltilmiştir. Düşüncesinin sonunda hayranlık ve yücelik duygusu “Başımın üstündeki yıldızlı gök kubbe ve içimdeki ahlak kanunu” birincisi sonsuz kozmos ikincisi görünmeyen beninden başlayan benliğidir. Coşkun heyecanla yüceltilen vicdan insan hareketlerindeki ahlaklılığın kaynağıdır. “ İnsan tabiatı iyidir.” Tezi iyi kalpli peşin bir düşüncedir. Tarih aksini koyar. İnsanın muhtaç olduğu bilgi, insan olması için ne yapması gerektiğini öğreten bilgidir. 39-45 “Metafiziği Hayallerle Açıklayan Bir Gaipten Haber Vericinin Hayalleri” (1765) İsveçli bir mistik teolog Swedenborgla alay eder. Asıl gayesi metafiziğe girmektir. Ruhun manevi subztanz’ın apriori olarak açıklanacağını iddia eden ruh metafiziğiyle ilgilenmiştir. Ruhun ölümsüzlüğü ispatlarına inanmamıştır. “Metafiziğinin iddiaları Swedenborg’un rüyaları gibi hayal mahsulü olmasınlar?” demiştir. “Metafiziği sevmek benim kaderimdi ama hiçbir zaman bu sevgimi gerçekleştiremedim.” “kendime ve başkalarına soğuk bir tavır takınarak, gelenekle gelen metafiziğin yapısını kritik bir gözle ele aldım ve deneme maksadıyla durumu tersine çevirdim.” Kant, düşünülmüş ama ispat edilmesi ruhu konu alan ruh metafiziği negatif bir manada ilim olarak yorumlar. Esrarlı bir kuvvet bizim başkalarının iyiliğine yönelmemizi gerektiriyor. Kant ifadesi Rousseau’da kaynağını insan tabiatının derinliklerinde bulunan yönelme akıl birliği cinsinden bir birlik kurmanın yoludur. Ruhun subztanz değil iç hayat tecrübelerinden hareket eden Alman idealist felsefesinin kökenini oluşturmuştur. 46-49 Manevi varlıklar dünyası bilgimize kapalıdır. Metafizik insan aklının sınırlarını araştıran bri bilgidir düşüncesini S.A.K. kitabında gerçekleştirmiştir. İnsan başka dünya var diye değil kendi başına iyi için ve sağlam yapılı bir ruhun duygularına dayandığı için olmalıdır. “İnanmaya yer hazırlamak için bilgiyi kaldırmak zorunda kaldım.” Sözüyle metafizik bilgiyi terk etmiş ahlak autonomiesine inanmıştır. İnsanın amacı teorik güvene değer vermek değil insan hayatına ahlak bakımından şekil vermektir. “Duyular Dünyası ile İntellegibel Dünyanın Formu ve Prensipleri Hakkında” (1770) eserinde mekân ve kozmosu tartışır. Platondan farklı olarak mekânı bir bütün olarak ele alan Kant’ta kozmos insan bilgisine ve idrakine verilen addır. 50-56 Duyular dünyası duyu idraki olan insanlara görünen dünyadır. Fenomen onda kendisini bize gösteren görünüş dünyasıdır. Zaman kendisiyle her şeyi sürükleyen mutlak bir akış değil, insanın bilgi ve tecrübesi ile ilişkili bilgi formudur. Duyulur dünyanın formlarıdır. Tabiat ilimlerinin bilgisi mundus sensibulustur. Yani hakikatin bilgisidir. Metafizikle ilgileri yoktur. Tanrı, ruh, Kozmosun yapısı gibi mundus intellegibel’in bilgileri duyulardan tasavvurlarla bulaşmamalıdır. Saf manevi bir varlık olan Tanrı da mekâna bağlı formlara sıkıştırılamaz. Anlayış kabiliyetinin kategorileri ile (bütün-parça, birlik-çokluk, substanz-action) intellegibel dünyanın form ve prensipleri kavranabilir. S.A.E. de 1781, transcendental idealimsi ortaya koyar. Bu eserde tecrübeyle insanın bilgi sınırları araştırılmıştır. Not: Bu makale Heinz Heimsoeth'in Kantın Felsefesi adlı eserinden faydalanarak hazırlanmıştır. |
|
|
|
|